5 Nisan 2010 Pazartesi

Bir genç kızın mektubu

Sual: 1976 doğumluyum. Liseyi bitirdikten sonra, dinimi öğrenmeye başladım. Tesettüre riayet ederek bir işyerinde çalışıyorum. Çevrem dinî bilgilerden çok mahrumdur. Maalesef namaz kılan hiçbir gence rastlamadım.
Benimle evlenmek isteyenlerin hiçbiri salih değil, en hafifi fâsıktır. Bu fâsıklardan biri, (Ben kesinlikle namaz kılmam. Hem dinde zorlama yok ki...) diyor. Bir başkası da, (Acelesi yok, evlenince namaz kılarım) diyor. Böyle bir kimsenin yalan söyleyip söylemediğini nereden bileyim?
Zenginlik ve tahsil aramıyorum. Sadece namaz kılması kâfidir. Bir hata yapıp kötü biriyle evlenerek, ebedî felakete düşmekten korkuyorum. Bekâr olarak ölmek de istemiyorum. Çünkü bekâr olarak ölmenin büyük günah olduğunu biliyorum.
İslâmiyeti yaşayan birisi çıkıncaya kadar evlenmemeye yemin ettim. (Evlenince namaz kılarım) diyen birisine, evet demek, yeminimde durmamak olur mu?
CEVAP
Buna benzer mektuplar, erkeklerden de geliyor. Erkekler de şikayetçidir. Birçok erkek, evlenecek uygun kız bulamıyor, kızlar da uygun erkek bulamıyor. Halbuki uygun olan erkek de, kız da var. O hâlde bu işte bir eksikliğin olduğu meydandadır Şimdi mektuba cevap verelim:
Namaz kılmamak çok büyük günah ise de, namaz kılmayana kâfir denmez. Fakat, İslâm âlimleri, (Ben kesinlikle namaz kılmam) diyenin kâfir olacağını, müslüman kızın, kâfirle evlenemiyeceğini bildiriyorlar. (Hadika, Birgivî)
(Evlenince namaz kılarım) veya (Evlendikten sonra kapanırım) gibi sözlere aldanmamalıdır! Halep orada ise arşın burada... (Namazı niçin evlendikten sonraya bırakıyorsun? Samimi isen şimdi kıl) demelidir!
Eğer birkaç ay, yalnız iken de namazını aksatmadan kılabilirse, mesele yok demektir. Gösteriş için hiç kimse, devamlı namaz kılamaz. Hile olarak namaz kılan, insanların olmadığı yerde kılmaz. Bunun için isteyerek namaz kılıp kılmayan kolay belli olur.
(Dinde zorlama yok) demek, kâfir olan birisi, müslüman olmaya zorlanamaz demektir. Fakat müslüman olanın belli görevleri vardır. Müslümanım diyenin namaz kılması şarttır. Çünkü namaz, İslâmın beş şartından biridir.
Namaz kılmayan birisi ile, ileride kılar ümidiyle evlenmek çok yanlıştır.
Şir’atül islâm kitabındaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kızını fâsıkla evlendirenin duâsı ve ibadetleri kabul olmaz.)
(Fâsık erkekle evlenmeye razı olanın, kabrinden kalkarken, alnında, “Allahın rahmetinden ümidini kesmiş” yazısı bulunur.)
(Şefaatime kavuşmak istiyen, kızını fâsıkla evlendirmesin!)

Bekârlık sultanlık mıdır?

Bu konudaki hadis-i şeriflerden biri de şöyledir:
(Kızını fâsıkla evlendiren, Allahü teâlânın emanetine hıyanet etmiş olur. Emanete hıyanet eden de Cehenneme gider. Kızını fâsıkla evlendiren, melundur) buyuruldu. (S. Ebediyye)
[Fâsık, açıktan günah işleyene denir. Mesela namaz kılmayan, tesettüre riayet etmeyen fâsıktır.]
Bekâr olarak ölmenin büyük günah olduğunu nereden duydunuz?
Bekâr olarak ölmek küçük günah bile değildir. Hattâ ahir zamanda çoluk çocuk sahibi olmamak daha iyidir.
İmam-ı Gazalî hazretleri buyuruyor ki:
Peygamber efendimiz, bir hadis-i şerifinde, (İkiyüz yılından sonra, sizin en iyiniz, hafîfülhâz olandır) buyurdu. Hafîfülhâz nedir, dediklerinde, (Hanımı ve çocuğu olmıyandır) buyurdu. (Ebu Ya’lâ)
Bişr-i Hafî, Bayezid-i Bistamî, Ebül-Hüseyn Nuri [ve Rabia-i Adviyye] gibi büyük âlimler bekâr idi. Hicretin ikiyüz yılından sonra gelenler arasında, bunların ve bunlar gibi olanların şeref ve üstünlüklerini, bu hadis-i şerif bildirmektedir. (İhyâ)
İmam-i Gazalî hazretlerinin bu bildirdiklerine uyup, salih biri çıkmadıkça evlenmemelidir.
Bekâr olarak ölmekten de korkmamalıdır! Rabia-i Adviyye hazretlerine, Hasan-i Basrî hazretleri gibi evliyâ zatlar, evlenme teklifinde bulunduğu hâlde, bu hanım evliyâ evlenmemiş, bâkire olarak ölmeyi tercih etmiştir.
Kötü birisiyle evlenirseniz yemininizi bozmuş olursunuz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder